KOOPERATİFÇİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Tarihçe


Çağdaş kooperatifçiliğin ülkemizdeki ilk uygulamasının, 1863 yılında devlet eliyle kurulan “memleket sandıkları” ile (tarım kredi kooperatifçiliği benzeri bir yapı) başladığı kabul edilmektedir. Ancak, kooperatifçiliğimizde ilk esaslı gelişme Cumhuriyet dönemine rastlamaktadır.

Ülke kooperatifçiliği için en önemli fırsatlardan birisi, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün kooperatifçiliğin potansiyelini ve katkısını fark etmiş olmasıdır. ATATÜRK, 1920’den ölümüne kadar sürekli olarak Türkiye’deki kooperatif hareketinin içinde yer almıştır. Gittiği yerlerde, yaptığı konuşmalarında kooperatifçiliğe yer vererek halkın bilinçlenmesine çalışmıştır. Ayrıca ATATÜRK, kooperatifçiliğin koruyucusu, hamisi ve bizzat kendisi kooperatif ortağı olmuştur.

Ülkemizde 1920 ile 1938 yılları arasında kooperatiflere yönelik yapılan tüm hukuki düzenlemeler  ATATÜRK’ ün önderliğinde gerçekleştirilmiştir.

Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü (Mülga Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü) 1939 yılında Ticaret Vekaleti Bünyesinde kurulmuş, toplumun geniş bir kesimi ilgilendiren kooperatif kuruluşları ile ilgili hizmetleri yürüten, köklü bir hizmet birimi olarak ortaya çıkmıştır.

Kooperatiflerle ilgili 1960 sonrasının en önemli gelişmelerinden birisi şüphesiz, kooperatifçiliğin Anayasa’da yer almasıdır. 1961 Anayasasının 51. Maddesinde; “Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” ifadesinin yer alması kooperatifçiliğin gelişmesi için devleti daha aktif ve sorumlu duruma getirmiştir. İlk olarak, o zamanki toplumsal ve ekonomik faktörler nedeniyle, kooperatifçilik tarımsal alanlarda ortaya çıkmış, uzun yıllar tarımsal alanda yoğunlaşmıştır. Daha sonra, ekonomik ve sosyal yapıda meydana gelen değişimler ve ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar sebebiyle, başta konut/işyeri inşaatı olmak üzere taşımacılık, tüketim, kredi-kefalet gibi alanlara da yayılmıştır.

Türkiye’de 1961 yılından sonra devletin kooperatifçilik politikası etkinleşmiş, beş yıllık kalkınma planlarında kooperatifçiliğin geliştirilmesi çoğu zaman ilke olarak benimsenmiş ve özellikle tarımsal kooperatifçilik, kalkınma politikasının önemli araçlarından biri olarak görülmüştür.

Devlet zaman içerisinde düzenleyici yetkisini de kullanarak genel ve özel kooperatif kanunları çıkartmış ve kooperatifleri diğer kuruluşlardan ayıran bir hukuki statü belirleme yoluna gitmiştir. Yine, birçok kooperatifin kurulup gelişmesine de devlet tarafından öncülük edilmiştir.Kooperatifçilik alanına ilişkin temel düzenlemelerin tamamı 1956 yılında çıkarılan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Ticaret Şirketleri” ile ilgili kısımda yer almakta idi. Devletin kooperatifçiliğe verdiği önemin artması, Anayasada ilk defa kooperatifçiliğin gelişmesiyle ilgili hükümler konulması, kalkınma planı ve yıllık programlarda kooperatiflere ayrıca yer verilmesi gibi gelişmeler sonrasında 1969 yılında müstakil bir kooperatifler kanunu çıkarılmıştır. Bu düzenleme ile kooperatifler, mülga 6762 sayılı kanun kapsamından çıkarılarak, 24.4.1969 tarihinde yürürlüğe giren ve  kooperatiflere ilişkin temel kanun olan 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda yer almıştır. Tarımdan sanayiye, ulaşımdan eğitime, krediden sigortaya, üretimden tüketime kadar birçok alanda  kooperatiflerin kurulup gelişmesini sağlayan bu Kanunun 98. maddesine göre, kanunda aksine açıklama bulunmayan konularda, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndaki anonim şirketlere ilişkin hükümler, kooperatifler hakkında da uygulanmaktaydı.

Halen yürürlükte olan 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda, en üst düzeyde kooperatifçiliğin geliştirilmesi benimsenmiştir. Anayasamızın 171. maddesi, Devlete, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak öncelikle üretimin artırılması ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alma görevini vermiştir.

Dünyada ve ülkemizde ekonomik ve ticari hayatın değişen ve gelişen ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hazırlanan, ticari hayatımızın kurallarını yeniden düzenleyen yeni Türk Ticaret Kanunu 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Bu yeni TTK’nın özel kanunlarında düzenleme bulunmayan durumlarda  kooperatifleri  ilgilendiren yönleri bulunmaktadır.